悲伤的歌曲

Translate-翻译

2015年3月17日火曜日

Yine

Yine üzüldüm, ağladım kimse inanmadı. Gülüp geçtiler..

Beni sevdiğini söyleyen insanlara ne oldu?


2015年2月26日木曜日

Ne olursa olsun...

Uçurtmam

Bir uçurtmam var benim
Uçurdukça sevdiğim
İpini saldıkça
Özgürleştiğim...

Rüzgar bastırıyorken havada
Savruluyor bir sağa bir sola
Düşecek gibi olurken alana
Engel oluyorum
Yükseliyor semaya...

Onu mutlulukla boyadım
Umut ile bağladım
Sevgim ile saldım
Bırakamazdım rüzgara
Bırakmadım.

Aldırmıyorum rüzgara
Uçurtmam uçmak istiyor benim
Ne kadar yorulsa da bu havada renklerim
Hala siyaha meydan okuyabilirler;
Hala siyaha meydan okuyabilirim...

-Kim olduğunu bilme yolunda rüzgar kadar hızlı olmak isteyipte;
bir kaplumbağa misali yol katedemeyen biri...
-Onur Yuruk
www.soncokyakin.blogspot.com.tr


Yeniden!

Haykırabilirim!

Bende mutluydum küçükken... Bende sokaklara çıkıp koşardım. Dostlarımın yüzüne baktığımda bende gülümserdimm bir zamanlar... Ben ağladım nedensiz, ben ağladım habersiz... Ben kimdim? Düşüncelerim geldi yanıma onlarla tanıştım.. Sürüklendim onlarla, gittim... Ağlıyor muydum yoksa? Bu yaşlarda neyin nesiydi? Yağmurdu evet kesinlikle yağmur... Ben ağladım. Sessizce ağladım hemde içime atarak ağladım... 

Ben sevdim gerçek duygularla... Bağlandım gerçeklerle... Olduğum gibiydim. Sizleri sevdim ben her şeyimle.. Sevildiğimi umuyordum. Evet kullanılmak için sevildiğimi... Beni sevemediniz. Nedenini sordum yüzlerce kez kendi kendime... Saf olmaktı. Olsun  dedim bu da geçer... Zaman geçti. Nefretin içinde kayboldum, boğuldum... Söylesene bunu ben mi istedim? Çok günah mı işledim? Kimlerin kalbini şişledim? Belki de istemeden sizleri geçiştirdim...

Aynaya baktım geçen gün. Yüzüm çok değişmişti. 8 Yaşındayken baktığım o yüz yoktu. Ben büyümüştüm. Aynaya yaklaştım, yüzüm çok değişmişti... Kendimi tanıyamadım. Yaklaştım, yaklaştım... Bir şeyi fark ettim.. Eski benden kalan bir kaç yüz parçası... Bulabilmiştim onları.. Gülebilen bir kaç parça. Çok sevindim çok. Eskisi gibi olabilirim, yine gülebilirim. Haykırabilirim! 

-Kim olduğunu bilme yolunda rüzgar kadar hızlı olmak isteyipte;
bir kaplumbağa misali yol katedemeyen biri...
-Onur Yuruk
www.soncokyakin.blogspot.com.tr

2014年11月30日日曜日

Azazil'in sevgisi

Sen gerçekten Allah'ı sevmedin Azazil! Sen Allah'ın sevgisini sevdin. Bu sevginin sana verdiği mertebeyi sevdin... Keşke O'na olan aşkın saf bir bal olarak kalsaydı. Hiç bir zaman bozulup adına 'tutku' dediğimiz zehirli bir bala dönüşmeseydi... 

Yıldıramazssınız!!!

Yılmayacağım!

Işık yoktu benim yanımda.
Benliğimse hep karanlıklarda.
Bir ben vardım birde cinler,
Kaybolmuştum yalnızlıkta.

İttiler beni hep deli dediler!
Yan göz ile baktılar sevmediler!
İyi niyetimi kullandıktan sonra,
Ahmak deyip çekip gittiler...

Ben ise asla yılmadım!
Üzdüler diye yolda kalmadım!
Her zaman yanımda olan,
Allah'a yalvardım, yakardım.

Ve sonra zaman geçti anladım.
Yalnızlık O'na giden bir adım!
Gözyaşlarım ise elimde tuttuğum;
Yolumu aydınlatan ışığım...

Asla yılmayacağım! Istediğiniz kadar hakaret edin dışlayın hatta ve hatta benden nefret edin! Kırılacağım evet ama yılmayacağım!!! Ben yalnız yürüyorum bu yolda yanımda sadece Allah var... Merdivenin basamaklarından yavaşça çıkacağım. Ayağım takılacak belki çıktığımdan daha fazla düşeceğim! Asla ve asla "Çıkmasaydım daha iyiydi!" demeyeceğim! Her basamakta kayıp düşeceğimi bilsem bile yılmayacağım! Çünkü görüyorum... Çıkışı görüyorum. Burası karanlık evet biliyorum ama orası aydınlık. Ben aydınlığa ulaşamasam bile ulaşmaya çalıştığım için mutlu olacağım!

-Onur Yuruk

www.soncokyakin.blogspot.com.tr

2014年11月19日水曜日

Mutlaka!

Elbet bir gün...


Bu karanlık yolda doğruları,
Zaman geçtikçe bileceksin.
Sana bağladıkları muskaları,
Dua bilince çözeceksin!

Bağla gözlerine bandını,
Görmeden öleceksin...
Yaptıklarının karşılığını,
Ölünce göreceksin!
Sen sabret bedenim
İşkenceleri geçeceksin!
Umudunu kesme, eminim,
Ne zaferler elde edeceksin!
-Kim olduğunu bilemeyen biri...
-Onur Yuruk

www.soncokyakin.blogspot.com.tr

2014年11月14日金曜日

Sadece hayalleri olanlar okusun...

Merhaba hayal kurduğu için dışlanmış ve bizzat dışlananlar tarafından hayalleri kırılmış hayalperest! 

Hayallerinle oluşturduğun bir aynan vardı; gözlerinin önünde kırdıkları bir ayna... Ve hiç bir şey yapamadığın bir anda... Çünkü sen yalnızdın ve yanında hiç kimse yoktu. Onlar ise bir kaç kişiydiler. Birlikte olduklarını zanneden bir kaç kişi... Ellerini bağladılar. Çözecek kimsen yoktu ve sen bunun için de ağladın... Keşke aynayı kırdıktan sonra gitmiş olsalardı ama gitmediler.  Âdeta musallat oldular o çaresizlik ile bağlanmış temiz yüreğine, bir zamanlar gülücük saçan o yüzüne... Seni durmadan üzdüler! Seni daima kırdıkları ayna gibi kırdılar..!  Akıl almaz iftiralar attılar, çirkeflikler yaptılar... Sen ne yaptın peki? Tepki vermedin ve edebinle sustun.  Aslında onlar sen susunca kaybettiğini zannettiler. Seni ezdiklerini ve sana haddini bildirdiklerini zannettiler. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Senin için yapılan bunca zulme karşı sürdürdüğün sessizliğinin arkasındakini anlayamadılar. Sen sustun, nasıl davranılması gerektiğini öğrendin! Sen sustun, edebini gösterdin! Ve sen yine sustun! Böyle yaparak aslında çok önemli bir şey öğrendin; sana saldıran insansı şeytanlara karşı nasıl davranılması gerektiğini...

Evet onlar sergilediğin bu sessizliğin ne anlama geldiğini anlayamadılar çünkü gözlerini fesatlık bürümüştü. 
Sen susarak birçok şey öğrendin. Ve en önemlisi asla pes etmedin! Her ne olursa olsun hayallerinin peşinden gitmen gerektiğini biliyordun. Bu yüzden duramazdın! Devam ettin... Gizlice kırılan aynanın parçalarını topladın ve birleştirdin; tıpkı bir yapboz gibi... Zaman geçti! Ayna tamamlanmıştı. Aslında mutlu olman gerekiyordu. Eskiden hayallerini gösteren tek bir ayna vardı şimdi ise kırılan her parça birer aynaya dönüşmüştü. Tek bir ayna şeklinde görünen binlerce ayna...  Artık hayallerine binlerce aynadan bakabilirsin! Onlar ise senin işini bitirdiklerini düşünmüşlerdi oysaki sen çoktan kazanmıştın fakat onlar bunu bilmiyorlardı. Her zaman ki gibi davranıyorlardı; kin kusmaya devam ettiler...

Zaman geçti ve sen küçücük bir tohumken dallı budaklı bir ağaç oldun. Lakin onlar ise hiç değişmediler... Kustukları kinleri bir kuyuya doldular ve insanları onun içine atmaya başladılar. Sıra sana da gelmişti. Fakat sana bir şey yapamazlardı. Gizlediğin aynayı ortaya çıkardın ve kör oldular. Çünkü artık önünde ışıldayan binlerce ayna vardı!  Acımasızca kırdıkları aynanın aynaları! Kör olduklarında ise hangi yöne gideceklerini bilemediler ve yaptıkları kinden kuyulara kendileri düştüler. Boğuldular...

Evet onlara haddini bildirmiştin çünkü sen iki şeyi asla kaybetmedin: İnancı ve umudu! 

İnanca îtikât et! Umudu yorgan yap ve dışarıdaki soğuktan korun! Hayallerin çok yakın, güneşin çok yakın! Ve şunu da ölünceye kadar asla unutma! İnancın ve umudun varsa gerçekleşmesini istediğin hayallerini gerçek olmuş bil! Asla ve asla yılma! Sahip olduğun aynayı kıranların karşısına binlerce ayna ile çık ve binlerce kez parılda!

-Kim olduğunu bilme yolunda rüzgar kadar hızlı olmak isteyipte;
bir kaplumbağa misali yol katedemeyen biri...
-Onur Yuruk

www.soncokyakin.blogspot.com.tr