悲伤的歌曲

Translate-翻译

2016年7月20日水曜日

Biraz eğlence!

Nasıl Türkçe Latin alfabesi ile yazılınca Latince olmuyorsa, aşağıda da gördüğünüz gibi Çince karakterler ve Kore alfabesi ile yazılınca da Türkçe olmaktan dışarı çıkmıyor. Japonlar da aşağıda ki teknik ile dillerini yazıyorlar. Onlar Kore alfabesi yerine kendi uydurdukları alfabe ile ekleri yazıyorlar. Kore alfabesini küme küme yazıldığı için Türkçe'ye daha uygun buldum çünkü Japonlar heceleri yazıyorlar Koreliler ise tıpkı bizim gibi sesleri. Kore alfabesi Türkçe için birkaç ses değiştirildiği zaman sorunsuz çalışıyor ayrıca küme olarak yazılışı Çince karakterlerin yanında oldukları zaman yabancı görünmemelerini sağlıyor. Eğlenceden başka hiçbir amacım yoktur. ''Büyük Allah'ım, bizi affet! Şu günlerde olan kötü şeylerden sana sığınıyorum.'' yazıyor. 
大神음、我们이原谅!那天们데是안坏事们덴你아避难으요룸。
大: Büyük.
神: Tanrı, Allah.
我们: Biz.
原谅: Affet.
那: Şu.
天: Gün.
们: Türkçe için çoğul eki olarak kullandım.
是: Ol.
坏: Kötü
事: Şey.
们: Türkçe için çoğul eki olarak kullandım.
你: Sen. (Sen-a --> Sana)
避难: Sığın.
Kore alfabesi ile yazılanlar eklerdir.
Dipçe: Çince çalışırken bu tekniği uyguluyorum zaman zaman. Gerçekten ezber için işe yarıyor!
Blog adresim için aşağıdaki bağlantıya tıktık!
www.onuryuruk.blogspot.com.tr

2016年7月17日日曜日

Şu günlerde...

Şu günlerde hepimizin canı sıkkın, yeterince ağladık olanlara, üzüldük. Çoğu zaman fikir çatışmalarının ortasında kaldık, birbirinden kötü günler gördük. Bu gibi zamanlarda umuyorum ki herkes fark etmiştir, aslında İnsan denilen varlık bakılmaya muhtaç bir bebek gibi: Tek başına ve yalnızdır. Sığınacak, saklanacak, sarılacak kimsesinin olmadığını ancak bu gibi günlerde hissedebiliyor, sonraları ise bu yaşadıklarını kolayca beyninin karanlık bölgelerine gömebiliyor.
Gerçekten az bir çaba ile düşünülecek olursa, aslında İnsan ne tek başınadır ne de yalnızdır, onun her zaman sığınabileceği, saklanabileceği hatta ve hatta sarılabileceği Birinin var olduğu gün kadar aydınlıktır. Çünkü İnsan yaratılmıştır, dünya beşiğinde de büyümektedir. Ona yol gösteren, gün kadar aydınlık olan O kişi, en büyük merhamet sahibi esirgeyen ve bağışlayan Yüce Allahtır, her daim övülmeye layık olan Allahtır.
Sözüm şu ki içinde bulunduğumuz bu evrende herkesinde bildiği gibi çok uzun bir yolculuğa tâbiyiz. Belki de bundan dolayıdır yalnızlığımız, hüznümüz veyahut kederimiz demeyeceğim çünkü bundan dolayı değil, bilakis İnsanın amacını unutmasından dolayıdır bütün bu yaşadıkları. Yüce Allah kutsal kitabında şöyle buyuruyor: ''Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım'' (bkz:Kutsal Kur'an 51:56). Çok bârizdir ki mutsuzluğumuzun kaynağı, bu evrende yaşıyor olmamızda ki gâye uğrunda yaşamıyor olmamızdır. Biz sadece bunu unutuyor, kişisel zevk ve istklerimizin kölesi oluveriyoruz. Çoğu zaman kibir ve kin dediğimiz illetin içine saplanıyor bu bataklıkta boğuldukça boğuluyoruz.
Keşke İnsan bu amacını unutmadan yaşasaydı ve yalnızca bu amacı, yazdığı bu birkaç satırla kısa bir süreliğine geçerli kılmasaydı, bunun yerine sonsuza dek kafasına kazısaydı.
İnşirah suresi ile bitirmek istiyorum, Allah ile kalın amacınıza sahip çıkın!
İnşirah suresi:
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Senin için bağrını açmadık mı?
İndirmedik mi senden o yükünü?
O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?
Senin şanını yüceltmedik mi?
Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!
İnşirah kelimesinin anlamı: 1. Açılma. 2. Açıklık, ferahlık.

2016年7月15日金曜日

Kurt

Kurt sıkılmıştı kurtluğundan ne kadar lanet etse de yaprağa yiyordu o tiksindirici yaprağı ve kendini sarmalayıp duruyordu o iğrenç yaprakla ve o, bir günlük yaşam için o iğrenç kelebeğe dönüşüyordu. Utanmadan uçabiliyordu o nefret ettiği kanatlarıyla! Nefret ettiği gerçeği değiştirilemezdi tıpkı o kanatlarla uçarken aldığı zevk gibi!
#Karanfil
Ben hiçbir şeyimle övünemeyecek kadar acizim.

2016年5月24日火曜日

Kuyu

Ben kazdım bu kuyuyu ve kendi ellerimden tutup ben attım kendimi bu kuyuya. Tatmak istiyorum seni ama, nesin sen? Bilmiyorum, nedir ki özgürlük?
Çıkmak istemek ayrı bir istek, kuyuya baştan düşmenin nedeni ayrı.
Madem attım kendimi çıkmak için, neden var olan bir şeyi aldım kendi ellerimden? Evet var olan.. Gerçekten de var mıydı ki ellerimde? Yoktu. Olsaydı kendi ellerimle almazdım kendimden. Kendi ellerimden aldığım gibi kendi ellerimle alacağım.
Kuyu diyorum.. Bilmiyordum dibinin soğuk olduğunu. Özgürlüğü ararken sıcağı arama yolunda buldum kendimi. Unutturdu bana özgürlüğü soğuk.
Ellerimi attım ardından ayaklarımı kuyunun duvarlarına, topraktan duvarlarına.. Yarılamıştım yolu bakarken o ışığa, yukarıya, gözlerim öylesine büyüdü ki ben bile şaşırdım gözlerime. Fakat ihanet etti ayaklarım. Kaydım ve yere çakıldım öylece. Ayaklarım kırıldı. Yine baş başaydım soğukla kuyunun dibinde, tek fark ayaklarımdaki acısızlığın özlemi de vardı yanımda.
Çıkmazsan ölürüm, çıkarsam yine unuturum özgürlüğün lezzetini.
Ben bu kuyuyu kazdıysam ve attıysam kendimi en derinlerine, isteğim yokluktur.
Zaten değer bu şekilde olmuyor muydu ki?
Şayet, şayet diyorum olmasaydı yokluk, ne önemi kalırdı varlığın?
Onur Yürük / 海泽睿

2016年5月19日木曜日

Insan..

Allah dilediğini dilediği yere ulaştırır. Başımıza gelen belalarda güzel anlarda hepsi Allah'tandır. Çünkü O bilemediğimiz hikmetlerle bize gelir. Çoğu zaman akıl almaz şeyler verir ve düşünmemizi sağlar. Çünkü insan düşünmeden hareket ederse her zaman sapar, yolunu kaybeder. Bu yüzden O, kimilerine çaresizliği verdi ki mutlu olanlar onlara bakıp ibret alsın, şükretsin.
Dünya üzerinde problemler adına bir sorumlu arayacaksanız bu sorumlu insanların ta kendisidir. İnsan sabırsızdır. Bu yüzden çarenin hemen gelmesini bekler. Biliyorum ki insan çare gelse de eğlenceye dalıp Rabbini unutur. Çünkü insan yalnızca sıkıştığı zamanlarda dua ediyor, çünkü Allah'ında dediği gibi ''İnsan ne kadar da az şükrediyor, İnsan ne kadar da nankör!'' Böyleyiz, dostlarım. O Rab ki bizi var etti. Sırf bizi ''Var'' ettiği için bile şükretmemiz, sabah akşam onu zikretmemiz gerekir. Ama ah bu İnsan yok mu!
İnsanı da Allah bu şekilde yaratmış diyenleriniz olacak.. İnsan Cennette onca varlığın içindeyken bile gidip o ağaca yöneldi, neden? Allah'ın verdikleri onu tatmin etmeyi başaramamış mıydı? Yetmemiş miydi? O zaten orada ona her şeyi vermemiş miydi? Her şeyi vermişti. Allah insana ne verirse versin insan nankörlüğünden hiç ödün vermiyor. Ah insan ah! Sen gerçekten çok nankörsün!
Evet, Allah yarattı bizi böyle... Ama hikmete bakar mısınız ki o zaten ona melekler ''Yine mi kan dökecek bir ırk yaratacaksın'' diye sorduğunda ''Bilmediklerinizi bilirim'' diye cevap vermişti. İşte bunu bilmiyoruz. Çünkü Allah Ademe meleklerin o zamana kadar duymadığı kelimeleri öğretip hepsini okutturmuştu.
Ayrıca Allah, isteseydi Ademi oracıkta ''Yok'' kılamaz mıydı? Bunu yapmadı çünkü O zaten ''Bilmediklerimizi'' bilmiyor mu? ..
http://www.onuryuruk.blogspot.com.tr

2016年3月11日金曜日

Ah ben mi?

Ben zaten...

Hey sen.. burada ne arıyorsun?
Son çiçek kararalı asır yıl oldu.
Bu gördüğün gökyüzü;
Mavi gibi gülerdi ..
Dostlarım ağaçlardı ..
Dost ..
Bu kelimeyi duymayalı uzun zaman olmuştu.
Yaprakları geldi aklıma, kusura bakma ..
Baksana şu uçan kargayı gördün mü?
Haber getirir bana her cehennem günü ..
Sorarım ona:
Doğu tarafında yaşayan kaldı mı?
Her defasında hatırlatır:
Ölüm geleli asır yıl oldu!
Kimse kurtulamadı buradan ..
Ah bir umut işte ..
Sen!?
Ah hayır ümitleniyorsun!
Omzumdaki karga az önce getirdi haberini,
Sen Batı'nın ölüsüsün!
Eninde sonunda kargalara yem olacaksın.
Ah ben mi?
Ben zaten bir kargayım ...

onuryuruk.blogspot.com.tr
#benzatenbirkargayım